Neden kendimi değiştiremiyorum?


Herkesin, kendinden memnun olmadığı ve değiştirmek istediği bir özelliği vardır. Ancak; bu değişim yoluna çıkarken, bazen çok yanlış yöntemler kullanırız. Bazen bu süreçte, hem kendimizden hem de çevremizden çok fazla beklenti içine girebiliyoruz. Bu yanlış yöntemlerle yola çıktığımız zaman; değişim yöntemlerimiz ve değişim çabamız da çok hızlı bir şekilde başarısızlığa uğramaktadır.

Böyle olduğunda, kişi kendini çok daha kötü hissediyor; arka arkaya “Neden ben değişemiyorum?”, “Sorun bende mi?”, “Beceriksiz miyim?”, “Kapasitem mi yok?” gibi birçok soru geliyor. En sonunda da bu süreç en tehlikeli noktaya varıyor: “öğrenilmiş çaresizlik”. Kişi artık kendisinden bir şey olmayacağını, değişemeyeceğini düşünmeye başlıyor. Bu yazıda, o değişim sürecinde, hem yaptığınız hatalardan hem de bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğinden bahsedeceğim…

Gerçekçi Olmak Önemli

İlk olarak videolarımın altına sıklıkla yazılan bir yorum kalıbından bahsetmek istiyorum. Birçok insan şöyle bir yorum yazıyor; “Hocam, videolarınızı izlerken çok iyi hissediyorum. Bazen bu etki 1 haftaya kadar sürüyor. Sonrasında bu etki geçiyor, ben yine aynı benim”. Burada söylemek istediğim şöyle bir şey var; o videoda anlatılanları uygulamazken ve değişmek için gerçek anlamda bir şeyler yapmazken, değişebileceğinizi düşünüyor musunuz? Eğer böyle bir beklenti içindeyseniz, daha uzun bir süre bekleyeceğinizi söyleyebilirim. Sadece izlemekle ya da yalnızca okumakla değişebileceğiniz bir video ya da kitap yoktur.

İzleyeceğiniz bir video ya da okuyacağınız bir kitap size sadece bir yol haritası çizer. Bunlar size; önünüzde nasıl bir yol olduğunu, sizin nerede olduğunuzu, yaşadığınız problemi, önünüzdeki yolu geçmek için nelere ihtiyacınız olduğundan bahseder. Bir video, makale ya da bir kitabın size yapabileceği tek şey budur. Bir başkasının sizi oraya ışınlamasını beklerseniz, bu sizi hayal kırıklığına uğratır. Bu nedenle, değişim için izlediğiniz bir videonun ya da okuduğunuz bir kitabın yalnızca bir yol gösterici olduğunu unutmayın. Değişmek için adımı atacak olan sizsiniz.

Sabırlı Olun

Son zamanlarda en fazla azalan becerilerimizden biri sabretme becerisidir. Aslında sabır, değişim yolunda en çok ihtiyacımız olan şeylerden biridir. Peki, sabır neden önemli? Hayatınızda ya da kişiliğinizde bazı şeyleri değiştirmek istediğinizde, bir yola çıkarsınız ve kendinize bir hedef belirlersiniz.

İlk zamanlar genellikle çok güzel geçer. Zaman geçtikçe, düşüşler yaşamaya başlarsınız. O düşüşleri hissettiğiniz zaman, kafanızdaki alarm da çalmaya başlar. Yeniden; “Beceremiyorum, yine eski halime dönüyorum” diye düşünmeye başlarsınız. İşte burada, sabır becerisinin devreye girmesi gerekiyor.

Değişim yolundaki çabalarınızın hep düz bir çizgi üzerinde, yükselerek devam edeceğini düşünmek, bu süreçte en sık yapılan hataların başında geliyor. Değişim, “iki adım ileri bir adım geri” sürecidir. Bu şu anlama geliyor; hayatınızda iki güzel adım attığınızda, sonrasında küçük bir düşüş yaşarsınız. Bu, oldukça normaldir, başarısızlık değildir. Bu, asla vazgeçme sebebi olmamalıdır. İnsan olduğunuzu, bir makine olmadığınızı unutmayın. Siz değişim için bir adım attığınızda; hem vücudunuzdaki, hem zihninizdeki hem de hayatınızdaki denge, buna karşı koyacaktır.

Hayatınızda mevcut bir sistem var. Değişim, sisteme bir karşı çıkış, bir isyan anlamına gelir. Siz, o ilk geri dönüşü bir başarısızlık ya da bir hayal kırıklığı olarak nitelendirirseniz, işiniz çok zorlaşır. Ancak şunu da söyleyelim; şu an siz A noktasındasınız, biraz ilerlediğinizde C noktasına geleceksiniz. Düşüş yaşadığınızda B noktasına düşebilirsiniz, ancak A noktasına tekrar geri dönmezsiniz.

Kendinizi Sürekli Kontrol Etmeyi Bırakın

Daha önce diyetisyene gittiyseniz, şöyle bir teknik kullandıklarını görmüşsünüzdür; sizi belirli aralıklarla tartılmanız konusunda uyarırlar, durmadan tartılmanız istenmez. Aslında bunun arkasında, çok güzel bir psikolojik teknik vardır; sıklıkla tartıldığınızda, çok kolay bir şekilde demoralize olabilirsiniz. Bu da, ilerlemediğini, çok zor kilo verdiğinizi düşünmenize neden olur. Ancak haftada 1 ya da ayda 1 gibi belirli aralıklarla tartıldığınızda, ortaya çıkan sonuçlar sizi daha fazla mutlu eder. Bu durum, aslında psikolojik değişim sürecimizle de ilgilidir. Bazı insanlar, kendilerini çok fazla kontrol ederler. Böyle olunca, yaptığınız şeylerden ne kadar keyif alabilirsiniz? Depresif hissederken ya da insanlara “hayır” diyemezken, sürekli kendinizi kontrol ederseniz, bu sizi çok fazla yorar.

Bu, her daim kendini kontrol etme süreci uzun süre devam ederse, küçük şeyler sizi çok fazla mutsuz edebilir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi değişim; iki adım ileri, bir adım geri şeklinde gerçekleşir. Bir adım geri giderken, kendinizi sürekli kontrol etmeniz, sizi çok fazla hayal kırıklığına uğratır. O nedenle, biraz kendinizden uzaklaşmanız gereklidir. Kendinizle çok fazla meşgulseniz, en ufak titreşimler bile sizi çok fazla rahatsız eder. Ancak, o titreşimlerin aynısının, hatta belki çok daha fazlasının herkeste olduğunu unutmayın.

Size şunu açıkça söyleyebilirim ki; değişim, bir mücadele işidir. Siz, hiçbir adım atmadan değişemediğinizden şikayet ediyorsanız; bu şikayet hali, bir ömür boyu devam edecek ve siz değişemeyeceksiniz. Mücadele yoksa, değişim de yoktur. Bu nedenle, söylediklerimi tekrar tekrar düşünmenizi istiyorum. Bu bilgiler, size sadece bir ışık tutacak. O ışığı görüp, bir yerlerde başka bir yol olduğunu görebilirseniz, değişim de başlayacaktır.

www.aysetolga.com


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

close
Share
Pin
WhatsApp
Tweet
+1