Okulsuz Büyüyen Çocuklara “Büyüyünce Ne Olacağını” Sorarsanız Ne Olur?


“Gerçek yaşam” ertelenecek bir şey değildir.
Benim kızım pastacı. Ona büyüyünce ne olmak istediğini sorduklarında, rahat bir tavırla, şöyle yanıtlıyor: “Pastacı… ama zaten şu anda öyleyim.”
Gördüğünüz gibi okulsuz eğitimde, ne yaşamın ne de bir şeyler yapmanın ertelenmesi söz konusu. Belirsiz bir gelecek için hazırlanmak da yok, bilinmeyen şeylere yönelik çalışmalar da.
Olanca yalınlığıyla, yaşam var.

Okulsuz Eğitimde “Sonra” Yoktur

Bir çocuğa büyüyünce ne olmak istediğini sormak, onun şu anda zaten olduğu şeyi göz ardı etmektir.
Çocuklara yöneltilen “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu, bizim eğitimli toplumumuza iyice yerleşmiş tuhaf bir sorudur. Zamanının çoğunu akranlarıyla aynı ortamda, günlük yaşamla bağlantısı koparılmış biçimde geçiren her okul çocuğu, “gerçek yaşamın” sonra başlayacağını hızlıca anlar. “Gerçek yaşam” bütün o usandırıcı deneyimlerden, ezberlerden, yinelemelerden, buyruklar ve denetimlerden sonra başlar. Kendisine; neyi öğrenmesi, neyi düşünmesi ve kimi dinlemesi söylendikten sonra başlar. Varoluşunu keşfetmesini sağlayacak doğal yaratıcılığı ve içgüdüsel dürtüleri, tam da belirlenen şeyi yapması için tasarlanmış baskıcı bir sistem marifetiyle yıkıma uğratıldıktan sonra başlar. İstediği şey olmak için beklemek zorundadır.
Oysa okulsuz eğitimde sonra yoktur. Yalnızca şimdi vardır. Benim kızım, pasta yaptığı için pastacıdır. Aynı zamanda başka birçok şeydir. Bir çocuğa büyüyünce ne olmak istediğini sormakla; onun hâlen ne olduğunu, neler bildiğini, neler yaptığını gözden kaçırmış oluruz.
Pastacılıkla uğraşmak, aile üyeleri ve arkadaşlarının beslenmesine yardımcı olmanın yanı sıra, kızımın yaşamdan tat almasını ve ruhsal doygunluğa ulaşmasını sağlıyor. Yeni tariflerini ve konuyla ilgili tavsiyelerini paylaştığı bir pastacılık bloğu var. Yemek kitapları okuyor, televizyondaki yemek programlarını izliyor, yeni düşüncelere ve işiyle ilgili püf noktalarına ulaşmak için genç-yaşlı demeden diğer pastacılarla konuşuyor. Kızım bütün bunları, merak ve ilgisinin peşinden giderek, kendi başına öğrendi.
Ebeveynleri olarak bizler; ona işini yapmasını kolaylaştıracak yeri, zamanı ve gerekli kaynaklara ulaşma olanağını sağlıyoruz. Mutfağı sınırsızca kullanabiliyor örneğin. Kitaplığı dilediği gibi inceleyebilmesi ve internette araştırma yapabilmesi, hünerini sergilemede ona bayağı yardımcı oluyor. Gönüllü tadımcısı olmaya can atan, kendinden küçük üç kardeşi, birçok arkadaşı ve komşuları var. Kızım inanılmaz ölçüde değerli bir işin üstesinden geliyor: Ben hiçbir zaman sıfırdan bir turta yapmadım, ama o bunu her zaman yapıyor; tatlılarını arkadaş toplantılarına da, özel etkinliklere de yetiştiriyor. Mevsimine uygun ürünlerle yaptığı tadına doyulmaz turtaları eğer satışa sunulsaydı, abartılı fiyatları olması gerekirdi.

 

Çocuğun Bugün Kim Olduğu Önemlidir, Yarın Kim Olacağı Değil

Peki, kızım hep pastacı olarak mı kalacak? Bunu kestirmek zor. Ben hep yazar olarak mı kalacağım? Belki, ama bunu kim bilebilir? Acaba içimizden birileri hep bugün olduğu şey olarak kalacak mı?
Elbette hepimizin uğrunda çaba gösterdiği hedefleri ve tutkuları var. Örneğin kızım bir gün; hem pişirme hem de dikiş tutkularını gerçekleştirebileceği, turtalarıyla oyuncak bebeklerini yan yana koyup satabileceği bir pastacı-terzi dükkânı (bakery-makery) açmak istiyor. Bu onun için şimdilik uzak bir hedef olabilir, ama onu hemen bugün pastacı ve terzi olmaktan; ürünlerini, yapabildiği her yerde ve her zaman üretip satmaktan alıkoymuyor.
Okulsuz eğitimde, yaşama ve öğrenme iç içe geçmiş durumdadır ve bu ikisi neredeyse eşanlamlı sözcükler gibidir. Birini diğerinden ayırmak çok zordur. Çocukların “gerçek dünya”dan koparılması söz konusu değildir. Orada her şey tamamen gerçektir. On yıllar önce “unschooling” (okulsuz öğrenim) terimini bulmuş olan, tanınmış eğitimci John Holt, Learning All The Time (Sürekli Öğrenim) adlı kitabında şöyle yazıyor:
Çocukların öğrenmesine yardımcı olmanın en iyi yolu, ne öğrenmeleri gerektiğine bizim onlar adına karar vermemiz veya onlara öğretmenin zekice yöntemlerini bulmamız değildir. Yapmamız gereken; dünyayı onlar için elimizden geldiğince ulaşılabilir kılmak, yapıp ettiklerini dikkatle gözlemlemek, sorularını yanıtlamak ve en çok ilgi duydukları şeyleri keşfetmelerine yardımcı olmaktır.
Bitmeyen ilgileri ve sınırsız meraklarıyla, çocuklar her zaman dünyalarını keşfetmeye, anlamlı çalışmalar ve eylemlerle uğraşmaya heveslidirler. Anne babalar olarak bize düşen, onların düşünce ve ilgilerine kulak vermek, onları desteklemek ve yüreklendirmek, dünyalarını genişletmelerine yardımcı olmaktır.
Bizim işimiz onları gelecekte olacakları kişi olarak hazırlamak değil, bugün oldukları kişi olmalarına yardım etmek olmalıdır.
“Sonuç olarak, öyle inanıyorum ki, eğitim bir yaşam sürecidir; gelecekteki yaşamımız için bir hazırlık değil.” ~John Dewey (1897)
Çeviri: Mehmet Karakelle
Kaynak: https://fee.org/articles/what-happens-when-you-ask-unschoolers-what-they-want-to-be-when-they-grow-up/

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Comments

comments

close
Share
Pin
WhatsApp
Tweet
+1