Yorgun Bir Anne Yaşadığı Bütün Endişelerin Bir Listesini Yaparsa…


0

Cameron Pointer çalışmayan bir anne olarak sıradan bir gün geçiriyordu. Ama pek çok anne gibi genellikle kendini “jonglörlük” yapar gibi hissediyordu. Alınması gereken yiyecekler, yıkanması gereken çamaşırlar, baş edilmesi gereken öfke krizleri, kaçırılmaması gereken randevular… Bunca işin arasında kendini bitkin hisseden Pointer, belki de yalnız olmadığını hissetmek ve diğer anneleri saygıyla selamlamak için bir yazı kaleme aldı ve bunu Facebook’ta paylaştı. İşte, kısa sürede viral olmayı başaran o yazı:

 

Ben bir bekçiyim.

Günlük program bekçisiyim. Kursların, maçların, oyunların ve derslerin bekçisiyim. Projelerin, partilerin ve yemeklerin bekçisiyim. Randevuların ve ev ödevlerinin.

Bilginin bekçisiyim ben. Bir kriz patlamadan beş dakika önce kimin bir şeyler yemeğe ihtiyacı olduğunun ya da öfkelendiğinde kimin biraz alana ihtiyacı olduğunun bekçisi. Yeterince temiz giysi var mı, faturalar ödendi mi ya da eve süt kaldı mı?

Ben çözümlerin bekçisiyim. Çantamdaki yara bantlarının ve dikiş malzemelerinin ve atıştırmalıkların. Ama aynı zamanda duygusal “kremlerin” ve metaforik güvenlik battaniyelerinin.

Tercihlerin bekçisiyim ben. Sevilen şeylerin ve sevilmeyen şeylerin. Akşam ritüellerinin ve iştahı tıkayan yiyeceklerin.

Hatırlatılması gerekenlerin bekçisiyim. Nazik olmak, çöpe atmak, sofrayı toplamak, ödev yapmak, arkadan gelene kapıyı açık tutmak ve teşekkür notları yazmak.

Ritüellerin ve anıların bekçisiyim. Fotoğraf sanatçısı, özel aksesuar biriktiricisi ve mektup yazarıyım.

Duygusal güvenliğin bekçisiyim. Rahatlık deposu, kötü ruh hali iz sürücüsü, sır tutucu ve korku yatıştırıcısıyım.

Huzurun bekçisiyim. Kavgaların arabulucusu, anlaşmazlıkların hakemi, dilin kolaylaştırıcısı, farklı karakterlerin çözücüsüyüm.

Kaygının bekçisiyim. Hem onların hem de benimkilerin.

İyi ve kötünün, küçük ve büyüğün, zor ve kolayın bekçisiyim.

Çoğu zaman, bekçiliğini yaptığım bu şeylerin ağırlığı, periyodik cetvelin üst elemenlerini andırıyor: Havadan daha hafif, bir amaç duygusuyla batmamamı sağlayan.

Ama bazen bekçiliğini yaptığım şeyler beni yüzeyin altına çekiyor. O zaman tekmelemeye ve yüzeyi kırıp nefes almak adına bocalamaya başlıyorum.

Çünkü bekçiliğini yaptığım tüm bu şeyler, beynimin arkasında bir yerlerde sürekli titreşiyor ve sanki unutulmayı bekliyor. Düşüncelerimi sürekli dağıtıyor ve bazen uykuya dalmamı zorlaştırıyor.

Çünkü bekçiliğini yaptığım tüm bu şeyler gözle görülmüyor, elle tutulmuyor. Unutulana kadar fark edilmiyor, varlığı bile kabul edilmiyor. Hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmuyor. Ne not veriliyor, ne de denetleniyor. Ve bazen ne yazık ki kaale bile alınmıyor.

Eşim ve oğullarım nazik ve cömertler ve beni çok seviyorlar. Ve bu şimdiye dek hayatımda yaptığım en muhteşem iş. Ama bazen “bekçi” olmak aşırı yorucu. Çünkü bunu yapan tek kişi senmişsin gibi hissediyorsun.

İşte bu yüzden, bekçilik yapan herkes… Sizi görüyorum.

Bekçiliğini yaptığınız şeylerin ağırlığını biliyorum.

Karşılığında bir maaş almadığınız ya da hastalık izni olmayan bu görünmez işiniz var ya, işte dünya bu iş sayesinde dönüyor.

Sizi görüyorum.

Ve saygıyla selamlıyorum.


Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz:

0

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Comments

comments

Powered by Facebook Comments