BİR SORUDAN FAZLASI | Neden düğünümün kurallarına uymuyorsun?

BİR SORUDAN FAZLASI | Neden düğünümün kurallarına uymuyorsun? 3

Düğün sezonu gelip çattı, hafta sonlarımız doldu taştı. Birinin özel gününün bir parçası olmaya davet edilenlerin, en iyi şekilde davranıp düğünün kurallarına uyması bekleniyor. Ancak bazen hiç tanımadığınız biri düğününüzün her anında söz sahibi oluyor, bazen de yakın bir akrabanız gelinlik gibi işli bembeyaz bir elbise ile törene katılıyor. Bir Sorudan Fazlası serimizin bu bölümünde ‘Neden düğünümün kurallarına uymuyorsun?’ sorusunu sorduk.

addtext 05 06 01.49.39

Geçtiğimiz günlerde bir düğün törenine davetlilerden birinin gelinliği andıran beyaz bir elbise ile katıldığını gösteren video sosyal medyada gündem oldu. Viral olan video ‘düğün görgü kuralları’ hakkında hararetli bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

Videoya yorum yapan kişilerden biri, kendi düğününde bunu yapacak davetliyi dışarı atacağını söylerken başka bir kullanıcı da bunun başlarına gelme riskini azaltmak için davetiyeye beyaz elbise giymenin yasak olduğunu belirten bir uyarı eklediklerini aktardı.

 

Biz de en mutlu günleri bazı davetliler tarafından mahvedilen insanların hikâyelerini dinledik… Düğün kurallarına uymayarak işleyişi bozan bu kişilere karşı çiftlerin sergilemesi gereken tutumu ise Uzman Psikolog Özlem Nur Tulum ile konuştuk.

 

‘MÜZİSYENE RÜŞVET VERİP İSTEDİKLERİ MÜZİĞİ ÇALDIRDILAR’

Gözde K. (26)

Nişan, düğün gibi önemli günleri insan belki de hayatında bir kere yaşama fırsatı buluyor. Bu yüzden her şeyin en iyisi en güzeli olsun istiyor. En iyisini isteyip, kötüsünden korktukça da gerçekten en kötüsü insanın başına geliyor.

 

Nişanımda en çok önem verdiğim şey müzikti, herkes çok eğlensin istiyordum. Bu yüzden aylar öncesinden DJ ile iletişim kurup bana göre harika olan bir liste hazırladım. Nişanın ilk yarısında hiçbir sorun olmadan baştan aşağı verdiğim liste çaldı. Ancak karnım acıkıp Yemek yemek için birkaç dakikalığına bir kenara çekildiğimde kulağıma korkunç bir müzik sesi geldi.

 

Listemde böyle bir şeyin olma ihtimali yoktu. Yemeği yarıda bırakıp DJ kabinine ışık hızında koştum ve çalan şarkıyı daha yarısındayken kapattırdım. Pistteki herkes müziğin yarıda kesilmesinin şaşkınlığıyla bana bakakaldı ama umurumda değildi. Binlerce lira harcayıp nişan yapmışım, tabii ki benim istediğim olacak! Zaten o andan itibaren olur da rüşvet veren başka birileri de olur diye DJ ile göz temasını koparmadım…

 

Daha sonra nasıl böyle bir şey olduğunu arkadaşlarıma sorduğumda damat tarafından birkaç kişinin para verip istediklerini çaldırdığını öğrendim. ‘Parayı veren düdüğü çalar’ misali, benim nişanımda da parayı veren istediği müziği çaldırabilecekti ama ben buna engel oldum.

 

Bu bana çok saygısızca bir davranış gibi geliyor. Sevdiğin müziği git evinde dinle, gece kulübünde dinle, hızını alamadın kendi düğününde dinle… Başkasının düğününde gelin ve damadın yaptığı her şeye saygı duyacaksın, kendi isteklerini bir kenara atacaksın.

addtext 05 06 01.49.25

‘DÜĞÜNE GETİRİLEN EVCİL KÖPEKLER ORTALIĞI BİRBİRİNE KATTI’

Tuğçe Y. (34)

Aylarca en ince ayrıntısına kadar her şeyi planladıktan sonra güzel bir kır düğünü organize ettim. Müziğinden yemeğine, davetlisinden konseptine kadar her şeyi düşündüm. Kişi sayısı da sınırlıydı, haliyle sadece yanımda olmasını istediğim insanlar düğünde bulunacaktı. Bunu davetiyede de en ince ayrıntısına kadar belirtmiş ve çocukların istenmediğini kibarca ifade eden o meşhur ‘Çocuklara iyi uykular’ notunu da eklemiştim. Ancak evcil hayvanlara da iyi uykular dilemem gerekiyormuş belli ki zira akrabalarımdan biri düğünüme iki köpeğiyle birlikte geldi.

 

Ben de dahil düğünde köpeklerden korkan pek çok kişi vardı. Köpekler kalabalığı ve alabildiğine çimi görünce tabii ki durmak bilmediler. Birkaç kez annem ve babam vasıtasıyla sahiplerini uyardık ama akrabamız köpeklerine sahip çıkmıyor, ısrarla zararsız olduklarını iddia ediyordu. Evet, zararsızlardı ama insanların tabaklarına göz dikiyor, pistte dans edenleri onlarla oynuyor sanıp üstlerine atlıyorlardı. Resmen ortalığı birbirine kattılar. Ben sırf ortada kargaşa olmasın diye düğünümde çocukları istemezken daha büyük bir kargaşayla baş başa kaldım. Çoğu kişi köşe bucak köpeklerden kaçarak düğünün sonunu zar zor getirdi. Keyifle oturmasını istediğim misafirlerim diken üstünde oturdu.

 

Kimseye zararı dokunmayan bu iki köpek, benim düğünümü neredeyse rezil etti. Şimdiki aklım olsa davetiyeye bir de ‘Evcil hayvan getirmeyiniz’ notu düşerdim.

 

‘GÖRÜMCELERİM BENDEN DAHA ABARTI GİYİNİP BÜTÜN İLGİYİ ÜSTLERİNE ÇEKTİ’

Pınar S. (27)

Günlük hayatımda çok sade giyinen, pek makyaj yapmayan kısaca doğal biriyim. Gerçekte böyle biriyken nişanımda da çizgimi, daha doğrusu rahatımı bozmak istemedim. Güzel olduğunu düşündüğüm çok sade bir elbise giydim. Nişanlımın ablaları ise nişan gününe kadar bana her gün kabarık, işlemeli abiyeler attı. Giyeceğim elbiseyi asla beğenmiyorlardı ama ben değiştirmek istemiyordum. Tüm tacizlere rağmen istediğim elbiseyi giydim, zaten yakın aile üyelerinin geldiği basit bir nişan olacaktı.

 

Nişan mekânında gelin odasında beklerken dışarıdakileri göremiyor, haliyle kimin ne giydiğini de bilmiyordum. Zamanı gelip salona girdiğimde tam bir şok yaşadım. Nişanlımın ablaları ve yeğenleri bana gösterdikleri elbiseleri giymemiş, her biri kabarık ve abartılı abiyeler giymişti. Bana sade ve kibar elbiseler gösterip, oyuna getirmiş ve günümü mahvetmeye yemin etmişlerdi.

 

Salonun her köşesinde kraliyet balosundan fırlamış kadınlar doluydu. Nişan fotoğraflarında etrafımda kabarık elbiseli kadınlar vardı, sanki onlar benim nişanıma gelmiş değildi de ben onların nişanına gitmiş gibiydim. Gözlerin benim üzerimde olması gereken günde bütün ilgiyi ve övgüyü üstlerine çekmeyi başardılar. Bence övülecek hiçbir yanları da yoktu oysa… Şimdi aynı hareketi düğünde de yapacaklarını bekliyorum ve bu sebeple daha gösterişli bir gelinlik seçmeye çalışıyorum.

 

‘MEĞER DÜĞÜNÜN MASKOTU AKRABAMMIŞ’

Furkan B. (32)

Düğünlerde gelin ve damat başta olmak üzere tüm aile üyeleri oldukça heyecanlı oluyor. Bu yüzden bazen gelen davetliler bile gözden kaçabiliyor. Hiçbir şeyin gözden kaçmamasını sağlayacak tek detay ise düğün videosu. Bu sebeple her anın çekilmesi çok ama çok önemli.

 

Düğün videomuz elimize geçtiğinden beri evimize her gelen misafir ‘Hadi aç izleyip gülelim’ diyor. Biz de bu vasıtayla en az 20 kere düğünü izlemiş olduk. Her izleyenin sorduğu tek bir soru var: ‘Şu pistten inmeyen adam kim?’

 

Başlangıçta o adamın kim olduğunu ne ben biliyordum ne de eşim biliyordu. Adam öyle abartı hareketler yapıyordu ki neredeyse düğünün maskotu olmuştu. Ailelerimiz şehir dışında oturduğu için henüz onlarla birlikte izleyememiştik, bu yüzden soru her sorulduğunda düğün salonu görevlilerinden biri olduğunu söylüyorduk. İkimiz de tanımadığımız için bu fikre kendimizi inandırmıştık. Bazı salonlarda gerçekten de düğünü hareketlendirmek için böyle bir görevli oluyordu ama genelde kadınlar bu işi yapıyordu.

 

Nihayet ailelerimiz evimize yemeğe geldiğinde videoyu bir daha izledik. İşte o gün düğünümde benden çok oynayan o adamın kim olduğunu öğrendim. Düğün salonu görevlisi sandığım kişi babamın kuzeniydi. Annem bunu söyleyince yerin dibine girdim. Çünkü bu kadar yakın bir akrabayı tanımamam mümkün değildi ve eşime yalan söylemiş durumuna düşmüştüm. Halbuki gerçekten tanımıyordum. O aile toplantısında videoyu son kez izledik ve bir daha izlemek isteyen olduğunda bile kabul etmedik. Çünkü akrabam olduğunu öğrendiğim düğünün maskotunu bir daha görmeye tahammülüm yoktu.

 

‘DAVETSİZ GELENLER YÜZÜNDEN AİLEM DÜĞÜN YEMEĞİMDEN YİYEMEDİ’

 

Ecem B. (34)

 

Düğün hazırlığı yapmak hem çok zor hem de oldukça stresli. Bir de bu düğün yemekli olunca haliyle işin içine oturma düzeni de giriyor ve planlamak biraz daha zorlaşıyor. Ben de bunları kolay halledebilmek için bir organizasyon şirketiyle anlaştım. Tek tek gelecek kişileri listeledik ve oturma planını yaptık. Küsler aynı masaya oturmamalı, gelin ve Damat tarafı birbirlerinden çok uzak olmamalı gibi bir sürü detaydan geçtikten sonra herkese uygun bir oturma düzeni planladık.

 

Öğleden sonra 3’te olan nikaha herkes davetliydi, akşamki yemeğin davetiyeleri ise sadece iki kişilikti. Yani ne çocuk ne gelecekti ne de bir evden üçüncü bir kişi. Sadece yakın akrabalarımızın ailelerinin tümüyle gelmeleri için onlara fazladan davetiye vardı.

 

Akşam olup düğün başladığında organizasyon sorumlusu yanıma geldi ve ‘Bazı aileler davetiye sınırını aşıyor, ne yapalım?’ dedi. Tabii ki hazırlanıp kapıya kadar gelen insanları geri döndürecek halimiz yoktu, bu sebeple onlara da bir masa açılmasını söyledim. Zaten 70 kişilik bir opsiyon da mevcuttu. Ancak sorumlu bir süre sonra ikinci kez Gelin odasına geldiğinde yüzü hiç gülmüyordu. Hatta oldukça endişeliydi. Çünkü 70 kişilik opsiyon çoktan aşılmış ve ek masalar açılmaya başlanmıştı. Düğün salonuyla konuşup ekstra ödeme yapabileceğimizi söyledik. Fakat sorun masa açılması değil yemekti. Haliyle yemek de 70 kişilik opsiyonla hazırlanmıştı ve daha fazlasını karşılaması mümkün değildi.

 

Durumun farkına varan aileler de panik halindeydi. Öyle ki ailem de kuzenlerim de düğünümde bir parça yemek yememiş, yemeklerini başkalarına servis edilmesi için geri göndermişti. İnsanların umursamazlığı düğünümün ‘Aç kaldık’ diye anılmasına sebep oldu. Düğün videosunu izlediğimde fazladan gelen çoğu kişinin de dış kapının dış mandalı olduğunu görünce daha çok sinirlendim. Hatayı başlangıçta belirtilen sayıda gelmeyen misafirleri içeri almakta yaptım, gerekirse insanlarla aram bozulacaktı ama içeri girmeyeceklerdi.

‘YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA HEMEN TEPKİ VERMEYİN’

 

Her düğünde, dikkat çekmeye çalışan ve sürekli sorun çıkaran kişilerin olabileceğini söyleyen Psikolog Özlem Nur Tulum, “Böyle bir durumda, o kişiler hakkında hüküm vermeyi sonraki günlere saklayın. İnsan beyni tehlikeleri analiz etme ve ani tepki verme üzerine çalışır. O nedenle, dokuz tane olumlu şey yaşansa ve tek bir tane olumsuzluk çıksa onu çözmeye odaklanabilir. Ancak kutlamada, sizin için sorunları çözmeyi kendine görev edinen sevdikleriniz olduğunu unutmayın. Gerçekten paylaşılması gereken bir durumsa onlarla iletişime geçebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

 

‘KUTLAMA SONRASI DEĞERLENDİRME VE KONUŞMA İÇİN BOLCA VAKİT OLUR’

 

Düğünde, genelde gelinliğin rengi beyaz olduğu için davetlilerin beyaz giymemesi gerektiği toplumsal bir norm olarak kabul edilir. Peki buna rağmen beyaz giyenlere karşı tutum nasıl olmalı?

 

Herhangi bir beyaz elbisenin zaten gelinlikle kıyaslanamayacağının altını çizen Özlem Nur Tulum, “Beyaz giyen birinin size karşı savaş açtığını düşünebilirsiniz ancak düğünden sonra bunu düşünmek ve konuşmak için önünüzde bolca vakit olacak. Fazla tepki göstermeniz sizi üzer. Davetliler zaten sizden önce bu durumları fark edip yanlışlığını mutlaka değerlendirecek. Genelde, sadece bizim farkında olduğumuzu düşündüğümüz konular aslında diğer insanlar tarafından da çok net fark edilir” dedi.

Okulu basıp müdür yardımcısını vurdu! Sebebi 'pes' dedirtti 1

Okulu basıp müdür yardımcısını vurdu! Sebebi ‘pes’ dedirtti

Hatay'da katliam gibi kaza! Kamyon, asker uğurlayan kalabalığa daldı... Çok sayıda ölü ve yaralı var 3

Hatay’da katliam gibi kaza! Kamyon, asker uğurlayan kalabalığa daldı… Çok sayıda ölü ve yaralı var