Çocukları Kitap Okumaya Teşvik Etmenin 6 Sinsi Taktiği

Merak etmeyin, bugün kitap okumanın faydalarını burada uzun uzun listeleyip sizi sıkmayacağım, biliyorum ki siz benden daha iyi biliyorsunuz ve de çocuğunuz için bunu zaten istiyorsunuz. Amacımız aklınızdaki “çocuğuma nasıl okuma alışkanlığı kazandırım?” sorusuna pratik çözümler üretmek.

Çoğunuzun bu konuda zorlandığını da biliyorum, özellikle de ilkokul çağında çocuğunuz varsa.

O yüzden sizinle küçük bir hikaye paylaşmak istiyorum.

Maya ve Erin’in ilkokul döneminde birgün kitapçıda çocuk kitapları bölümünde, Rıfat Ilgaz’ın 100. yaş yıldönümü vesilesiyle yayınlanan “Bacaksız” serilerini gördüm ve hemen kızlar için birkaç tane aldım.

Tabii eve gelip onlara gösterdiğimde tam bir hayal kırıklığı oldu çünkü hiç ilgilenmediler.

Aslında bunu bekliyordum çünkü “Winx” kitapları gibi üzerinde pembeler, pırıltılar yoktu. Sonuçta bizim gibi onlar da kitapları önce kapaklarından yargılıyorlardı.

Aslında “Winx ve Monster High” gibi popüler karakter kitapları ve dergilerinden sadece 1-2 tane vardı evde. O da arkadaş çevrelerinde bu karakterler konuşulurken bihaber kalmasınlar diye.

Ama daha fazlasını almıyordum çünkü çok fazla kendilerini onlarla özdeşleştirmelerini istemedim. Tek yönlü gelişmelerini değil, o güzel beyinlerinde küçük yaşlardan itibaren çok farklı dünyalar oluşsun, düşünce ve duygu dünyaları zenginleşsin, zaman zaman rahatlık alanlarından çıkarak beyinlerini zorlasınlar istedim.

O yüzden çok farklı konularda, çok çeşitli kitaplar ve dergiler almaya çalıştım.

Neyse, Rıfat Ilgaz’ın kitaplarını hiç üzerlerine düşmeden kütüphanelerine paylaştırdım ve o gün konuyu kapattım.

Şimdi anlatacağım olay olana kadar da ellerine sürmediler o kitapları, başka kitaplarla ilgilenmeye devam ettiler.

Birgün Erin öksürmeye başlayınca doktora gitmemiz gerekti.

Hastaneye giderken de “cin ben” orada uzun beklemek gerekirse diye tedbir olarak çantama Rıfat Ilgaz’ın “Bacaksız Okulda” kitabını sokuşturuverdim. Ve hakikaten de öyle oldu. Bir test sonucu için 45 dakika kadar beklememiz gerekti.

Erin tabii ilk 5 dakikada “Anne sıkıldım” dedi. Ben de hemen çantamdan kitabı çıkardım ve isteyip istemediğini sordum.

Önce istemediğini söyledi, hiç ısrar etmedim ve kitabı masaya önüne bıraktım. Ben kendi kitabımı okumaya başladım.

Sonra “Anne cep telefonunla birşeyler yapabilir miyim diye sordu” kibarca reddettim ve beklemeye devam ettik. Bir 5 dakika sonra, bir mucize oldu ve kitabı eline alıp karıştırmaya başladı.

Erin, yeni bir kitap eline geçince hep, önce şöyle bir ileri geri sayfaları incelemeye başlar, kuşkuyla yaklaşır, sonra yavaş yavaş kendini ısındırır.

Bu sefer de aynen öyle oldu. Hiç bir yorum yapmadım ve içimdeki sevinç çığlıklarını hissetsin istemedim. Çünkü kitap okumasının beni veya öğretmenlerini mutlu etmek için değil, kendini mutlu etmek için yaptığı bir aktivite olmasını istedim.

Ertesi gün okula gitmeyip evde dinlenmesi gerekiyordu, ona koltukta yatak yaptık. Önce yine “Anne ipad veya televizyon olur mu?” diye şansını denedi, ben de şu an değil ama öğleden sonra uygun olduğunu söyledim.

Dinlenirken okumak için hangi kitabı istediğini sorduğumda bana kendi insiyatifiyle “Winx” yerine önceki gün hastanede başladığı “Bacaksız Okulda” deyince dünyalar benim oldu çünkü anladım ki, o güzel beyninde yeni bir hikaye ile yeni bir sayfa açılmış ve hikayenin devamını öğrenmek için merak halinde.

1 saatten fazla durmaksızın kitabı okudu ve hatta arada benimle kitaptan ona enteresan gelen şeyleri paylaştı. Bir çocuğu, hem zihinsel hem de duygusal olarak geliştirecek en güzel tecrübelerden biri bu, parayla karşılığı yok. Kitabı bitirince TV izlemek istediğini söylediğinde “tamam” dedim.

Sonra aklıma çok yakın bir arkadaşımın bana kendi kızı için bahsettiği bir yöntem aklıma geldi, kendi tabiriyle “dolaylı empoze”, yani çocuğu herhangi bir konuda direkt olarak zorlamadan, dolaylı olarak aslında “sinsi sinsi” teşvik etmek.

Bana buna ne kadar inandığını ve çok faydasını gördüğünü anlatmıştı. Hatta çevresindeki insanlar onun aklını kaçırdığını düşünürken, o sırf kızı 2 yaşındayken belki ileride piyano çalmak için motive olur diye evine piyano aldığını, kızının o piyanoyu görerek büyümesini istediğini ama asla onu çalmaya zorlamadığı anlatmıştı.

Yani dolaylı empozede zorlama yok, çaktırmadan teşvik ve umut etmek var. İstediğimiz sonuçları almak her zaman mümkün değil ama denemeye değer.

Mesela arkadaşımın kızı hiçbir zaman piyano çalmak istemeyebilir veya Erin hastanede ne kadar sıkılsa da kitabı eline almayabilirdi. Ama bu seçeneğin, hiç birşey yapmamak veya tam tersi onları zorlamaktan daha iyi sonuçlar getirdiğine inanıyorum.

İşte söz konusu çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak olduğunda da benim temel prensibim hep bu oldu ve çok işe yaradı, iki kızım da küçüklüklerinden beri kitap okumayı çok sevdiler ve birer kitap kurdu haline geldiler.

O yüzden sizinle bugün, çocuğunuza okuma alışkanlığı kazandırma sürecinde çok faydası olduğunu düşündüğüm 6 taktiği paylaşmak istiyorum:

1. Çocuğumuza model olmak, yani kendimiz kitap okumak

Çocuğumuz bizi ne kadar çok kitap okurken ve bundan keyif alırken görürse, kendisi de o kadar motive olur.

2. Tuvalet ve araba gibi hayatlarının genelde sıkılma eğiliminde oldukları farklı noktalarında hep bir iki kitap bulundurmak

Benim kızlarım okumayı tuvalette öğrendiler desem abartmış olmam. Aslında ailece evimizde en çok birşeyler okunan yerlerden biridir. Bunu yazmakta da utanacak sıkılacak birşey görmüyorum. Son derece keyifli bir alışkanlık, çocuklara da çok faydası olabilir.

3. Beraber okumak

Bu inanılmaz etkili bir taktik çünkü bir çocuğun ebeveyninden en çok istediği ve ihtiyacı olan şey onunla zaman geçirmek. Özellikle bebekler ve küçük yaştaki çocuklar için uykudan önce ebeveynleriyle kitap okumak belki de günlerinin en güzel saati.

Dolayısıyla bu şekilde küçük yaşlardan itibaren kitap okumayı, sevdikleri insanla yaptıkları sevdikleri bir aktivite olarak hafızalarına yerleştirmeye ve kitaba karşı pozitif duygular beslemeye başlıyorlar.

👍🏻Bu da ilginizi çekebilir ⭐️ 

video

4. Teknolojinin kitabın yerini almasına müsade etmemek

Bence en kritik olan taktik bu.

Şu gerçeği kabul edelim, çoğu çocuk kitap okumayı ne kadar severse sevsin, önlerinde televizyon, ipad, bilgisayar ve telefon oyunları alternatifleri geldiğinde, kitap yerine bunları tercih edecektir.

Neden? Çünkü oyunlar ve televizyon programları beynin çalışma mekanizmasını manipüle ederek bağımlılık yaratacak şekilde dizayn ediliyorlar. Çocukların kendilerini kontrol etmeleri mümkün olmuyor. O yüzden bu araçların ebeveynler olarak bizim kontrolümüzde olması ve bilinçli kullanılması gerekiyor.

Annelerden en çok duyduğum söz “Ama çocuğum istiyor”.

Ben de diyorum ki “İsteyenin bir yüzü”.

İstemek ve istediği olmayınca tepki vermek çocuğun en doğal hakkı, buna saygı duymak lazım. Ama çocuğumuzun iyiliği için inandığımızı yapmak da bizim en doğal hakkımız, hatta görevimiz.

Ben teknoloji hiç kullanmasınlar demiyorum. Mutlaka çok faydalı yönleri var, biz de kullanıyoruz bazı kurallar çerçevesinde. Ama sınırlı ve dikkatli kullanılsın diyorum.

Akşam uykudan önce teknoloji yerine, çocuklarımız kitap okusun diyorum.

Uçakta, otobüste, arabada sıkılıyorlarsa kitap okusunlar diyorum.

İnanın bana, ilk “Anne sıkıldım” cümlesiyle beraber, otomatik olarak teknolojiyi verdiğimiz anda kitapların hiç şansı kalmıyor.

5. Okumayı eğlenceli hale getirmek

Özellikle yaşı küçük olan çocuklarda, biz onlara kitap okurken bunu eğlenceli seslerle, vurgularla, bir enerji ile okuduğumuz zaman, kitap çocuğu daha da çekmeye başlıyor.

Veya, aile içinde özel kitap okuma saatleri yapılabilir belki patlamış mısır eşliğinde.

Çocuk kitap okumayı bir zorunluluk veya okul ödevi gibi, hele hele ceza gibi gördüğü sürece, kitaplar kalbinden uzak kalır.

Ama okumayı seven çocuğun elinden kitap alamazsınız.

6. Beraber kitapçılara gitmek ve kitaplarını kendi seçmesi

Bu belki de annelerin en çok bildiği ve uyguladığı taktikdir, ve evet çocuğun kitabı benimsemesine yardımcı olur.

Ama benim tecrübeme göre burada iki konu var.

Birincisi, çocuk istediği kadar kitapçıda kitaba ilgi göstersin, yine fazla kullanılan teknoloji devreye girdiği anda kitaplar rafa kalkıyor, buna dikkat etmek lazım.

İkincisi de, özellikle yaş ilerledikçe çocukların kendi insiyatifleriyle seçtikleri kitaplar hep aynı tarzda veya popüler karakterli kitaplar olabiliyor, bu tek yönlü bir gelişime neden oluyor.

O yüzden benim tavsiyem, siz de yine çocuğunuzun yaşına uygun, ama onun normalde okumadığı farklı konular ve yazarlardan da kitaplar alıp onun kütüphanesine, tuvalete, arabaya vb. koyun, çaktırmadan teşvik etmeye devam edin.

Veya kitapçıya gittiğinizde “Winx” kitabı almak istiyorsa, belki bir tane Winx, ama bir tane de farklı ve popüler karakterlerden olmayan bir kitap araştırsın ve seçsin. Böylece ufkunu çok yönlü olarak geliştirme şansı olur.

Bebekleri olan annelere özel küçük bir not:

Çocuklar ne kadar erken kitaplarla haşır neşir olmaya başlarlarsa, kitap sevgisi ve alışkanlığı o kadar kolay ve doğal bir şekilde gelişiyor, sonra sizin kitap okumayı sevdirmek adına pek birşey yapmanıza gerek kalmıyor.

Elinizde çok güzel bir fırsat var, kaçırmayın derim.

Sonuç:

Aslında çocuklar doğuştan meraklı ve öğrenmeye aç.

Etraflarında bol bol kitap, kitap okuyan ve kitabı seven insan olduğu, ve de onların kitap okuma meraklarını baltalayacak teknoliji olmadığı zaman, okuma istekleri de daha fazla oluyor.

Dil gelişimini en çok geliştiren aktiviteler okumak, dinlemek ve konuşmak.

Yani okuyan, çevresiyle bol bol sosyalleşen ve iletişim halinde olan çocuğun, anlama ve kendini ifade etme becerisi de gelişir.

Kendini daha rahat ifade edebilen çocuk da daha mutlu, huzurlu ve davranışlarında daha uyumlu çocuk olur.

Daha az çatışmalar yaşanır. Bizim de işimiz kolaylaşır.

Özellikle ilkokula giden çocuğunuz varsa biliyorum ki sizi zorlayan sadece kitap okumayı sevmeme konusu değil, daha pek çok konu var.

Okul bölümündeki yazılarımın faydasını görebilirsiniz.

Sevgilerimle

Ahu

⭐️EN ÇOK İZLENENLER ⭐️ 
video
video
video
video
video
video
video
video