Gözyaşlarıyla anlattı… Ölmeden önce öğrendi, hayatının şokunu yaşadı

Gözyaşlarıyla anlattı... Ölmeden önce öğrendi, hayatının şokunu yaşadı

“Doğu görevimi yaparken tanıdım onu, zor ve yabancı olduğum bir atmosferde yaşama uyum sağlama sebebim olmuştu. Ailenizin, sevdiklerinizin, sırdaşlarınızın sizden uzakta olduğu bir ortamda arkadaş sevgisinden fazlasına ihtiyacınız oluyor. Sizi anlayabilecek, sizi koruyup kollayabilecek, sizi güçlü kılabilecek birisine.. Zamanında hayatımın merkezine aldığım adamı, evlatlarımın babasını, ne olursa olsun hayatımın dışında bırakamazdım” cümleleri her ne kadar vefa gerekçesi içeriyor gibi görünse de D.L.’nin gözlerinde gizlemeye çalıştığı o sevgi, gözyaşı olarak süzülüyordu yanaklarından…

ANNESİNDEN ASLINDA EVLATLIK ALINDI

Z.L. doğu görevini yapmak üzere gelen sevgi dolu, hassas batılı genç öğretmen ile hayatını birleştiriyor. Hayatında eksik parçaların, boşlukların olduğunu hep hisseden Z.L. tutunacak tek dalı olan annesinin yanına eşini de koyuyor boşlukları doldurabilmek adına. Annesi bir başına büyütmüş Z.L.’yi, üzerine titreyerek. Yoklukta okutmuş, üniversite bitirtirmiş oğluna. Doğu görevi tamamlanınca geriye dönmek istiyor elbet gelin hanım ve dönüp yeni yuvalarını kurmaya başlıyorlar. Z.L.’nin aklı hep annesinde kalıyor elbette. Ara ara gidiyor, her gün telefonla iletişim kuruyor ama zor elbette özlemenin ve yalnız bıraktığını bilmenin sızısı. Annede oğluna olan özlemden hastalanıyor. Hiç ayrı kalmamışlar ki o zamana dek. Ama Z.L. yeni ve bir yıl arka arkaya doğan bebekleri sebebiyle eşini bırakıp gidemiyor uzun süreli annesinin yanına. Ölmeden son gittiğinde de öğreniyor annesinden aslında evlatlık alındığını…

“Kocaman adamdım evet, iki tane evladım vardı, baba olmuştum ama hasta yatağında annemden öğrendiğim gerçek ile çorapları kısa, üstü başı dağınık meşelerini kaybetmiş küçücük bir oğlan çocuğu gibi hissetmiştim kendimi. Başka bir duygu ne yapsam, ne söylesem anlatamam kimseye. Yıllardır anne bildiğim, beni babasız büyüten annem aslında beni evlatlık almış ama hiç diyememiş bana bunu. Hayatta bir başıma kalmayayım, aslında bir ailem olduğumu bileyim diye hasta yatağında söylemişti bana bunu. O ölmeden gerçek ailemle bir araya geldim ama benim için hiçbir anlamı yoktu elbette. Annem vefat etti kısa bir süre sonra, büyük bir boşlukta hissettim ve sonrasında da toplayamadım kendimi, belki de toplamak istemedim bilemiyorum…”

CİDDİ ŞEKİLDE ZARAR VERMEYE BAŞLADI

Bedenen 30 yaşında olan ama neşelerini kaybetmiş 8 yaşında bir oğlan çocuğu gibi hisseden Z.L. farkında olmadığı TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) sürecini yaşamış, ne olduğunu bilmediği ama kendisini hayattan soyutladığını hissettiği bu durum için gittiği doktorun verdiği ilacın dozunu bir süre sonra arttırmaya başlıyor. Tane, doz artırımı derken miligramı fazlalaştırıyor. Sonrasında ilacın etkisi eskisi gibi olmadığını hissedince alkol ile birlikte almaya, kendi tabiriyle ‘yaşamaya alışmaya’ başlıyor. Ama tüm bu süreçte fiziksel anlamda olmasa da psikolojik olarak eşe ciddi şekilde zarar vermeye başlıyor.

“İlaç aldığını biliyordum, doktora birlikte gittik elbette. Yaşadığı olay, çok uzun süredir saklanan bir gerçeği öğrenmek onu çok üzmüştü anlıyordum. İşi çok yoğun gidiyordu bu zaman diliminde üstüne üstelik. Geçer diye düşündüm, sabrettim ama başka biri olmuştu artık sanki. Aynı evde görüntüsü eşim olan ama ruhu başka birisine ait olan bir adam ile yaşıyordum. İlacını almadığı zamanlar bize psikolojik olarak eziyet ediyordu. Aldığı zaman iyi evet ama başka bir umursamazlıkla yaşıyor bu hayatı” diyordu eşini benimle görüşmeye ikna eden eşi. Doktor kontrolü ile birlikte almadığı ilaçlar, kendi kendisine arttırdığı doz, etkisini güçlendirdiğini düşündüğü alkol ve ilaç birlikteliği giderek kötüleşmeye başlamış, sonunda korkulan olmuş ve uzatılan maddeyi hiç düşünmeden almaya başlamıştı Z.L. “Bir tesadüf sonucu bulmasam maddeyi kullandığını belki de çok uzun zaman öğrenemeyecektim” cümleleriyle yaşadığı şanssız süreçte bir şans olarak görüyordu maddeyi buluşunu.

Konu evlatlar olunca, babasız çocuk büyütmenin ne demek olduğunu en iyi onun bileceğinden dem vurunca eşi, ilerlemiş ama yine de sürecin başında olduğu durumdan kurtulmak adına bir yol arayışına giriyorlar elbette. Tedavisi için gerekli yönlendirmeleri yaptık, ama en önemlisi de eşinin olduğu, içini açabildiği, bir çocuk gibi ağlayabildiği zaman dilimlerini yaşadık.

HAYAT YALNIZ BIRAKMAK İÇİN ÇOK KISA

Travma, kendi kendinden sorumlu olma duygusundan yoksun bırakır. İnsanlar, her zaman travmatik stresle başa çıkabilmek için ilaçlar kullanmışlardır. Her kültürün ve her neslin kendi tercihleri vardır. Ancak ilaçlar travmayı tedavi etmezler; yalnızca bozuk fizyolojinin ifadelerini köreltebilirler. Yaşadığınız travmatik süreci bastırdığınız sürece özünde kendinizle savaş halinizdesinizdir. Ana duyguları saklamak, çok fazla enerji tüketir, sizi can sıkkınlığı ve içine kapanıklıkla baş başa bırakır.

İyileşme mücadelesi, bedeniniz ve zihninize yeniden sahip olmayı başarmaktır. Bu da bildiklerinizin farkında olmak ve baskı, öfke, utanç ya da çöküş yaşamadan ne hissettiğinizi bilmek anlamına gelir. Yaşanılan TSSB sonucu duyguları bastırmak adına alınan İlaç ve maddenin vücuttan atılması kadar, baskı altına alınan duyguların dışavurumu da çok önemlidir. Tüm bunların başlangıç noktası da iyileşmeye karşı istekli olmaktır. Bu süreçte yalnız bırakılmamak, destek alabilmek hızlı iyileşmeyi tetikler.

Sevdiklerinizi, değer verdiklerinizi yalnız bırakmayın, hayat ötekileştirmek ve yalnız bırakmak için çok kısa.. Ve unutulmaması gereken en önemli durum ise ‘bir gün aynı gerçeği yaşıyor olabileceğiniz olasılığı’ !

Dr. Burcu Bostancıoğlu 

Küçük kızın olay yerindeki terliği yürek burktu! Acı haberi alan aile yıkıldı 3

Küçük kızın olay yerindeki terliği yürek burktu! Acı haberi alan aile yıkıldı

'Kargo teslim tutanağı yerine senet imzalamayın' uyarısı 2

‘Kargo teslim tutanağı yerine senet imzalamayın’ uyarısı